çok uzun bir zaman sonra, tekrardan merhaba! o kadar uzun zaman oldu ki yazmayalı, açıp bloguma baktığımda, terkedilmiş gibi duruyordu :) birkaç gündür büroda işler çok yoğun değil, ben de işlerden arta kalan zamanda yemek bloglarına göz gezdiriyorum. tazecik bir yemek blogu sahibi olduğum için, yapılmış ve kendini ispat etmiş blogger ların yaptıklaır işlere bakmak bana da biraz yol gösterir diye düşündüğümden... gezdim gördüm, baktım... bakınca da yeni şeyler yazma isteği daha da arttı içimde...
Dün gece saat 12 ye yaklaşıyordu, telefonum çaldı, arayan Şeymaydı. sesinde, zevk aldığı bir şey yapmanın verdiği huzur hemen hissediliyordu. "leyylaaaaaa! dedi biliyor musun neredeyim?" pariste olduğunu biliyordum. içimden dedim ki "büyük ihtimalle daha önce parise gittiğimizde birlikte dolaştığımız yerlerden birindedir ve aklına ben gelmişimdir" ama tahminim doğru çıkmadı, " nerdesin?" dedim. " champs elysee'deki laduree deyim!" Anlaşıldı, nisbet yapma zamanıııı..!!! :) "ee" dedim, " şey yiyorum, hani şu rozalı macarone içine frambuazzz.." lafını kesiyorum " üstüne de gül yaprağı mı koymuşlar" " hah diyor ondan işte" ve arkadaşına dönüp " bak görüyo musun nasıl da biliyor" diyor... iştahli ama bir o kadar da üzgün bir şekilde " ıspahan" diyorum. "ismi bu!" :) Pierre herme, nin klasikleşmiş pastalarından birisi. Pierre herme, laduree yi laduree yapan pastacıdır. pek çok pastacı ona pastanın imparatoru diyor. şuanda laduree de değil kendi pastanelerini açtı ilkini tokyoda açtı ama şuanda da pariste 2 tane şubesi var. anlaşılan, laduree ye pierre herme den kalan bir miras, ıspahan! aynen benim aşık olduğum laduree macaronel ları gibi. macaronu laduree den yerim başkasına da yüz vermem diyen macarone meraklılarına önemli bir bilgi, o macarone ları o kadar lezzetli yapan kişidir işte pierre herme. yani söylentiler bu yönde. şeymaya pierre herme nin paris şubelerinin yerlerini tarif ediyorum, ve git orda ye bir de diyorum :) dünden beri içimde bir heves, yeniden gidip tüm pastacıları gezme isteği... ama yollarımız başka yöne doğru gidiyor bu günlerde: planımda ankara var.
yarın ankaraya gidiyorum, son 3 aydır ankaraya gitmedim ve taşını toprağını bile özlediğimi farkettim, özellikle de okulumu... ankaraya gitmişken ve uzun zamandır bloga tarif koymamışken, orada en çok sevdiğim şeylerden birisi olan, "zamane kahvesi" nin cezve içinde pişirilen ve bu şekilde sunulan " türk kahveli sufle" sini yiyip, tarifini kafamdan deneyip, en doğru tarifi bulana kadar yüz kere tökezleyip sonra ortaya çıkan gerçek tarifi size vermeyi planlıyorum. ama önce gidip yemem lazım :)) demek ki neymiş? bir sonraki tarif: kahveli sufleymişşşş :)

