24 Kasım 2011 Perşembe

BALKABAKLI CHEESECAKE

Daha önceki yazımda, büyük bir heyecanla, bir sonraki tarifin türk kahveli sufle olacağını yazmıştım. Ankaraya gittim evet, kahveli suflemi de yedim hiç kaçar mı? :) Ankarada, zamane kahvesi'nde yapılan bu sufle hakkında beni en çok heyecanlandıran daha önce tarifine hiçbir yerde rastlamamış olmamdı. yani bu şu demek oluyordu, o beyaz şirin sandalyelere oturacak, kahveli suflemi sanki bir laboratuarda deney yapıyormuş gibi büyük bir dikkatle ve ağır ağır yiyecek ve yerken de "nasıl yapılmış?" "acaba içinde genel tahminlerin dışında birşey var mı bunu özel kılan?" diye düşünecektim. kendi kendime tarif çıkarmaya çalışacaktım kafamdan. Yemekler veya Pastala konusunda beni en çok heveslendiren şey budur. bir yerlerden öğrendiğim tarifleri uygulamak tabi ki eğlenceli ve güzel ama kendim tarif yaratmak hele bir de yediğim şeyin aynısını yapabildiğimdeki zafer sarhoşluğu paha biçilemez :) fakat geri dönüş zamanım ile stajımın bitimi aynı dönemlere denk geldiği için, üzerine bir de Avukatlık ruhsatı için belgeleri toparlama, yeni büro hazırlıkları emlakçılarla uzun süren uğraşlar falan derken, mutfağın hakimiyetini bir süreliğine anneme bırakmıştım :) ve kahveli sufle konusunaki çalışmalarımı ertelemiştim :)
geçen hafta sonu ailece Mersin'e, orada yaşayan aile dostlarımızın daveti üzerine pazar kahvaltısı için gittik. Mersin'in Gözne ilçesinde dağların eteklerinde çok güzel kahvaltı mekanları var, neyse güzel bir pazar sabahı geçirdik, kahvaltımızı yaptık dönüş yolunda yol kenarlarında yaylalarda, bahçelerde yetiştirdikleri meyve sebzeleri satan küçük manavlar vardı. Babamın da huyudur, yol kenarlarında orijinal bir ürün satan veya organik yiyecekler satan küçük tezgahlarda muhakkak durur, 200 le giderken bir anda böyle bir tezgah görüp aniden fren yapıp, tezgahı geçmiş olmasına rağmen geri geri gelip, neler satıyolarmış acaba diye bakmışlığımız ve alışveriş yapmışlığımız çoktur :) gözneden yola çıktıktan bir süre sonra kendimizi yine aynı türden bir küçük manavın önünde bulduk. her çeşit sebze ve meyve vardı. Babam her birinden alırken bana seslendi " kızım sana balkabağı aliym mi?" güldüm. "balkabağıyla kabak tatlısı yapabilirm sana, seversin, alalım" dedim. neyse babamla uzun uğraşlar sonucu 15-20 kadar balkabağının içinden en çok gönlümüze uyanı seçebildik. aldık getirdik evimize. o hafta içinde annemin misafirleri geliceklerdi alie akrabalar hanımlar toplanıcakmış bizde. annem de pazartesiden başladı "kızım sen de bikaç çeşit yapıver de benim yükümü al olmaz mı" demeye. Aklıma hemen balkabağım geldi. "tamam" dedim, "kabak tatlısı yaparım ben de o zaman". "amaaaan" dedi "kabak tatlısı istemem, başka bişeyler yap." Ama ben kafaya koymuştum o balkabağıyla birşeyler yapmayı, kabak tatlısı olmazsa ne olur diye düşündüm, aklıma daha önce bikaç yerde menüde gördüğüm ama hiç yemediğim "pumpkin cheesecake" geldi. yani balkabaklı cheesecake! :) biraz araştırma yaptım, itiraf ediym... yediğim şeylerin tariflerini kafamdan uydurup yapabiliyorum dediysem de, yemediklerimi üstelik bir tarif de yokken yapabilmem için masterchef olmam lazım sanırım :) bikaç tarif bakındım, genelde normal klasik sade cheesecake üzerine balkabağını ezip sürmüşler falan. onlar pek yaratıcı gelmedi bana. bikaç yerde ise, cheecake in hamuruna karıştırılmış, balkabağı ezmesi. bu daha orijinal geldi. tüm okuduğum tarifleri harmanladım, ve ortaya iyi bir cheesecake tarifi çıktı, işte buyurun,

malzemeler:
3 paket kepekli bisküvi
çeyrek su bardağı erimiş tereyağı
1 su bardağı şeker
4 paket labne peyniri
500 gram balkabağı ezmesi
5 yumurta
3 yemek yaşığı un
tarçın
karanfil
bir tutam tuz

ilk olarak kabak ezmesini yaparak başlayacağız tarife, küçük boy bir balkabağını kabuklarını soyup küçük dilimler halinde tencereye yerleştiriyoruz, üzerine bir yemek yaşığı kadar şeker, biraz tarçın ve bikaç tane de karanfil ekliyoruz ve balkabakları iyice ezilene kadar pişiriyoruz. piştikten sonra, balkabaklarını blender da homojen olana kadar, eziyoruz. bunun 500 gram kadarı bize yetecek. bu 500 gramın hepsini hamura karıştırmayacağız, bir kısmını da süsleme için kullanacağız.
balkabağımızla işimiz bittikten sonra, cheesecake tabanına gelelim, kelepçeli bir kek kalıbı alıyoruz, kepekli bisküvileri rondo da eziyoruz. bisküviyi, eritilmiş tereyağını ve çeyrek çay bardağı suyu bir kapta, sert bir hamur kıvamına gelene kadar karıştırıyoruz. kelepçeli kek kalıbının tabanına yuvarlak kestiğimiz yağlı kağıdı yerleştıriyoruz( ben kenarlarını da yağladım). sonra, bisküviden yaptığımız hamuru kalıbın tabanına sıkılaştırarak yayıyoruz kenarlarını ise biraz daha yüksek olacak şekilde elimizle bastırarak düzeltiyoruz. bu hamuru 170 derece fırında 10 dakika pişirip soğumaya bırakıyoruz.
tabanımız soğurken, cheesecake' in hamuruna geçebiliriz, labne peynirini ve şekeri biraz çırpıyoruz, ardından 400 gram kadar balkabağı ezmesini labne peynire ekliyoruz. sonra, yumurtaları teker teker bu karışıma ekliyoruz, 3 kaşık unu ve bir tutam tuzu da ekledikten sonra, biraz da tarçın ekleyip bikaç dakika daha çırpıyoruz. cheeesecake imizin dolgusu da hazır. şimdi bu hamuru, daha önce pişirip soğuttuğumuz tabanın üzerine döküyoruz ve yine 170 derece fırında 40-50 dakika kadar pişiriyoruz. cheesecakelerin fırından çıkarılma zamanını şöyle anlarız, üzeri hafifçe kabarır rengi biraz koyulaşır ama salladığınızda haffçe de sallanır. işte o zaman olmuştur :) fırından çıkardığımız cheesecake soğuduktan sonra üzerine, ayırdığımız balkabağı ezmesi ve cevizle süslemeler yapabilirz, ben süslemelerin ortasına karamel sosu da ekledim, çok yakıştı. cheesecake in bu haliyle bikaç saat buzdolabında bekletilmesi daha uygun bence, içindeki dolgu daha çok kıvam alıyor ve daha lezzetli oluyor.

böylece de balkabaklı cheesecake misafirlere hazır hale gelmiş oldu, herkes çok beğendi ama benim için asıl karar merci babamdır. babam, yemeklerimi ve pastalarımı " aman kızım yapmış ne de güzel yapmış" diye değerlendirmez, adeta bir aşçılık okulu hocası gibi dikkatle yer, ve objektif yorumlar yapar. "olmamış, bir orijinallik göremedim" dediği de çok olmuştur yani :)) bu yüzden misafirler "aman da ne güzel olmuş" dese de ben hemen havalara girmedim, gaza gelmeden önce babamın yorumunu bekledim :) ve akşama da bikaç dilim ayırdım. yemekten sonra büyük bir heyecanla babamın önüne koydum tabağı, "dene bakalım baba, mersinde seçtiğimiz balkabağı sizlere ömür:))" dedim. yedi ve " kızım bu yaptıklarını yiyince geleceğe olan inancım artıyor" dedi. anlayamadım " ne alaka baba, gelecek falan, altı üstü bi cheesecake; yiyeceksin, bitcek" dedim. "yok kızım onu demiyorum, en azından Avukatlıktan aradığını bulamazsan sana bi pastane açarız köşeyi dönersin" dedi :)) Bunun tercümesi şu: cheesecake im sınıfı geçti :))))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder