sabah güzeldir... Adana gibi bir şehrin yazında bile sabah yedide uyanıp pencerenizi açtığınızda, serin bir hava çarpar yüzünüze. bazıları uykuda, bazıları telaşlı. hayat yeni başlamış sanki, sanki dün gece yaratılmış dünya... gece uykudan evvel içimi kemirenler, kırıldıklarım, ağladıklarım, aşık olduklarım, kararlarım... uyanınca hepsi silbaştan gelir aklıma, yeniden tartmış, yeniden ölmüş biçmiş beynim, kalbim, ben uyurken herşeyi halletmiş benim için hazırlamış... üzerimden almış yüklerimi...
çocukluğumdan beri bir huyum var, önemsiz de olsa, bir karar vereceksem önce geceyi beklerim, gece düşünürüm, uyurum uyanırım sabah neyse aklımdaki, kararım o dur! mesela aşık olduğumu sanmışsam, önce bir güzel uyku çekmem lazım. hatta bazem bir gün değil bikaç gün, günler... tek sabah yetmiyor bazen kendimi anlamama. konunun ciddiyetine göre değişiyor tabi ki, sindirilebilme süresi.
uykuya ve sabaha bu kadar bel bağlamam enteresan aslında. çünkü çocukken uyumaktan korkarmışım ben. öyle diyo annemler... hatta babam, " doktora götürelim" bile demiş. evet korkardım, hayal meyal hatırlıyorum, uyumaktan değil, gözlerimi kapatmaktan korkardım. " keşke gözlerimizi kapatmadan uyumamız mümkün olsa" diye geçirirdim içimden. kendimi savunmasız hissederdim gözlerimi kapatınca... değişik bi çocukmuşum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder